sergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2011 Cuma

Sergi: 'Human' / The Empire Project


Sean Lee

Taksim meydanına çok yakın olan The Empire Project adlı mekanda sergilenen 'Human' adlı sergi 6 fotoğrafçının işlerinden oluşuyor. 
Bunlar; Rasha Kahil, Halil Koyutürk, Sean Lee, Manolo Menéndez, Gözde Türkan ve Gökşin Varan.


Sergiden kulüp odasındaki sergi katoloğu sayesinde haberim oldu.
Fotoğraflar, fotoğrafçıların birbirinden çok farklı tarzları ama aynı zamanda da bir bütün içerisindeki uyumu hoşuma gitti.


Rasha Kahil   

Rasha Kahil sergi sayesinde dikkatimi çekti ve daha çok araştırdım. İnternet sitesinde fotoğrafları görülebilir.
Sergideki aynı tarzdaki fotoğrafları ilkin beni biraz düşündürdü. Silva Bingaz'ın "Teknik tarzınız olmasın" deyişi aklıma geldi. Ancak Kahil'in diğer serilerine bakınca hiç de öyle bir üslupla çalışmadığını gördüm. Aksine oldukça değişken ve cesur bir tarzı var. Fotoğrafının içine kendini de sokmaktan çekinmiyor.
Sergideki serisinde de arkadaşlarını, onların kendi mekanlarında ve doğal ışıkta çekmiş. Gizlilik konusunda da onlara söz vermiş ve negatifler üzerinden gözlerini kesmiş.

Halil Koyutürk

Halil Koyutürk'e gelince...
İlk defa önceden gördüğüm fotoğrafların sergisine gittikten sonra böylesi bir hayal kırıklığına uğradım.
Halil'in fotoğrafları, işlediği konular toplumca hassas pek çoğuna göre 'sert' konular. Fotoğrafında hayatın bu kadar içine girerken sergileme üslubu olarak çerçeveli cam seçmiş olması beni kendinden çok uzaklaştırdı.
Fotoğraflar ne kadar etkileyici olursa olsun onların bir cam ardında sergilenmesi, parlayan ışıkların yansımasıyla birlikte fotoğrafa odaklanma çabası, üstüne üstlük bir de bakır renkli parlak bir kağıt seçmiş olması gerçekten beni yordu.
Fotoğraflar zihnimde ilk haliyle, katologdan veya internetten gördüğüm gibi kalsaydı daha iyiydi.
Galeri anladığım kadarıyla Kerimcan Güleryüz'e ait. Ben gittiğimde galeride menejeri Süleyman vardı. Merak edip sordum ben de, fotoğrafların sergilenişini sanatçıların seçip seçmediğini.
Mümkün olduğunca seçimi sanatçıya bıraktıklarını, Halil'in de böyle istediğini söyledi.
İnsan ister istemez sanatçının fotoğrafı çerçeveletip, cam arkasında koyunca 'eser'ini daha değerli hissettiğini düşünüyor. Neden bu sınır ve izleyeni kendinden uzaklaştırış? 

Sean Lee

Sean Lee'yi genel olarak beğendim. Özellikle bir ipe asılı peruk fotoğrafını çok sevdim. Bunun gibi bir kaç ara fotoğraf daha olsaydı daha iyi olabilirdi.


Manolo Menéndez'i bu sergi sayesinde tanıdım. Sergide bir serisinden 3-4 fotoğraf vardı.
Oldukça düşündürücü, diğer fotoğrafları da incelenesi. Genel olarak fotoğraflarını çok beğendim. İnternet sitesini incelemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Gözde Türkan

Gözde Türkan'ın çalışması bu sergi içinde fazla geldi bana. Yorucuydu. Çok fazla bakmak istemedim.

Gökşin Varan

Gökşin Varan, Photo Araf fotoğraf ajansının fotoğrafçılarından. Fotoğraflarının bir çoğunu önceden görmüştüm.
Sergide görmek daha iyi geldi. 

'Human' 27 Ağustos'a kadar sergide olacak. Kaçırmadan gidip görülmesi gereken bir sergi.
Aşağıda sergi metninden bir bölüm paylaşıyorum.


“İNSAN”

Sonuçta, yalnızız. Dev bir sosyal kalabalığın içinde terkedilmiş, sahipsiz, öksüz hissediyoruz. Özgürlüğün, tek başınalığın barındırdığı belirsizlik bizi ölüm kadar korkutuyor. Ortak paydamız olan insanlık bizi teselli etmiyor. Yaşamın savruluşunun içinde kendi güvenli alanlarımızı oluşturmaya ve korumaya çalışıyor, bizi yargısız kucaklayacak ışığı arıyoruz.

Derin travmalarla çizilmiş sınırlarımızın dışında kalanlara yabancıyız. Yine de arayışımız dışa dönük. Dışarısı biz olamayınca yine tutunduklarımıza; aileye, sevgiliye, arkadaşa, topluma öfkeleniyoruz. Ardından, hep aynı ilişkiyi yaşadığımız, başka bağımlılıklar yarattığımız kısır döngüsel yolculuğumuza devam ediyoruz. İsyanlarımız ise genelde otoriteye ne kadar bağımlı olduğumuzun kanıtı olmaktan öteye geçemiyor.

“İnsan / Human” tüm bu insanlık hallerini katman katman açıp ortaya koyan, aynı anda The Empire Project’in 2011-12 sezonunun temasını temsil eden bir sergi
.

17 Nisan 2011 Pazar

Sergi: "...ve görülecek diğer şeyler " / bandrolsüz#3

Dün "...ve görülecek diğer şeyler " adlı serginin açılışına gittim.
Sergi alışılmışın tersine, oldukça farklı bir mekandaydı. 
Yeri itibariyle de, kötü başlayan cumartesi sabahıma renk katıp moralimi yerine getirdi biraz. Fotoğrafları gördükten sonra da gelmekle doğru bir hareket yaptığımı farkettim..
Sergi, Unkapanı'nda bulunan İMÇ çarşısı 5. blokta. 
Kendilerini bağımsız güncel sanat mekanı olarak tanımlayan mekanın adı, çarşıdaki her dükkanın sahip olduğu numaraları kullanmayı tercih etmiş ve sade bir şekilde 5533 olarak tanımlamış kendini.
Hal böyle olunca ve ben galeri adreslerini yazdığım kağıdı evde unutunca başladım 5.blokta dolanmaya. Daha sonra anne yardımıma koştu ve söyledi adresi. Ancak kağıda da 5333 şeklinde geçiren ben, yalnızca bir kumaş dükkanı bulabildim önce. Daha sonra yardım etmeye pek meraklı halkımız sağolsun (sormadığım halde casusvari bir şekilde birbiriyle haberleşip bana bir şeyler anlatmaya çalışan 5 kişi), arkamdan koşan çaycı bana doğru yeri gösterdi. 
Bu sırada Beril'le de konuşup doğru numarayı öğrendiğim için çaycıya güvendim ve yeri buldum.
Küçük maceramı anlattığıma göre artık sergi hakkındaki görüşlerimi yazabilirim.


fanzinleri incelerkenki bir fotoğrafımı buldum:)


Sergide Alphan Nukan, Aslı Narin, Eylül Aslan, Irmak Altıner, Mert Şahbaz isimli sanatçıların fotoğrafları bulunuyordu.
Tabi sergi açılışlarına genelde eş-dost geldiği için, eğer ki sanatçıları sima olarak tanımıyorsanız bulmakta zorluk çekebiliyorsunuz.
Neyse ki ben birini fotoğrafları hakkında yorum yaparken farkettim ve konuşabildim. (az önce bir başka sergi açılışı hakkında yazdığım yazıyı etiketledim ancak bu açılış öyle değildi. Gayet samimi ve hoş bir ortam. İnsanlar da konuşulabilirdi. Belki önceki de öyleydi ve yalnızca benim önyargımdı. Bilemiyorum...)
Özellikle de merak ettiğim bir fotoğrafın sahibi olduğundan konuşup merak ettiklerimi sorabildim. 


Bahsettiğim sanatçı, Eylül Aslan. 
Ne yazık ki takıldığım fotoğrafı  Eylül'ün flickerında bulamadım. Aynı şekilde takılma sebebim olan Jean Mohr'un fotoğrafını da bulamadım. 
Şu sıra okuduğum 'anlatmanın başka bir biçimi'  (kitap değerlendirmesi daha sonra gelecek) adlı kitaptaki Jean Mohr'un ağaç arkasındaki adamına çok benziyordu (ileride tarayıp koyarım unutmazsam). Bu nedenle o fotoğrafı daha önce görüp görmediğini, gördüyse ne gibi bir düşünceyle çektiğini merak ettim.
Tabi sorum nasıl bir hissiyatla bu fotoğrafı çekmiş olduğuydu... :) Daha sonra da diğer fotoğrafı tanımladım.
Eylül'ün fotoğraflarında genel bir 'kesiklik' var. Fotoğrafta insan varsa onun kolunu bacağını kesmek, veyahut yüzünü gizlemek, bir şekilde tamamını göstermeme durumu mevcut.
Bunu yapmasının nedeni ise, özellikle Türkiye'deki insan profiline ve toplum baskısına gönderme yapmakmış. Kişilerin gerçek kimliklerini gizlemeleri, toplumdan gelebilecek tepkiler veya başka çekincelerle kendilerini tam olarak ifade edememeleri, istedikleri gibi davranamama ve istediklerini giyememe vb. durumlara göndermeler... Kişiler kendini saklıyor, 'tam' değiller hissiyatıyla fotoğralarında da yüzleri örtüyor, modellerini yarım gösteriyor.

Aşağıda Eylül'ün sergide olan birkaç fotoğrafını paylaşıyorum. Ama ağaç arkasındaki adam için gitmeniz gerek :)   






Diğer sanatçılarla konuşma fırsatı bulamadım. Biraz da sıkışık bir günüm olduğu için aramadım açıkçası.


Mehmet Şahbaz fotoğraflarını eski, birbirinden farklı ve değişik boyutlarda vintage tarz çerçevelerde sergilemeyi tercih etmiş. Fotoğrafları hoşuma gitti. Abartısız, basit ve sade, sıradan anlardı. 


Irmak Altıner'le de konuşmayı isterdim. Hem fotoğrafları hem de sergileme tarzı ilginçti çünkü. 
Baskıyı alüminyum lama üzerine yaptırmayı seçmiş. Ve sanırım bununla ilk defa karşılaştım. S/B fotoğraflarla iyi bir uyum içerisindeydi, hoşuma gitti.


Uzun zamandır çağdaş sanata maruz kalan bünyem için iyi bir aydınlanmaydı.
Fotoğrafçıların çalışmaları ve seçkilerin bağımsız oluşu, bununla birlikte her sanatçının kendinden birşeyler katarak fotoğraflarını sıradan sergilerin tersine farklı şekillerde sunması da renk katan bir başka unsurdu.
Serginin ayrıntılarını buradan görebilirsiniz. 
Gidip görmenizi tavsiye ederim.


*Ed Kashi ile söyleşi hakkında yazı da yakında gelecek.

14 Nisan 2011 Perşembe

Sergi: Yao Lu'nun yeni manzaraları / İstanbul Modern



İstanbul Modern'de olan bu sergiyi geçen ay gezdim. Sergi Çinli bir sanatçı olan Yao Lu'ya ait. Fotoğraflarını geleneksel çin resmine benzetip, manipülasyon uygulamış. 
Serginin konusu hakkında bilginiz yoksa, sergi alanına girdiğinizde uzaktan fotoğraflara bakınca huzurlu ve güzel gözüküyor. Ancak yaklaştıkça aslında yeşil sandığınız dağların, tepelerin yalnızca ağlarla kaplı olan moloz yığınları olduğunu görüyorsunuz.
Sanatçı, insan ve çevreye verdiği zararı ironik bir şekilde anlatmış. Geleneksel çin resmi ilgimi çekmese de, Lu'nun kültürüyle eleştirmek istediklerini bu şekilde harmanlayarak sunması çok hoş. 


İstanbul Modern'in sayfasındaki sergi bilgilendirmesi;
19 Ocak 2011 - 22 Mayıs 2011
Yao Lu, toz geçirmez yeşil ağlarla kaplı inşaat artıklarını fotoğraflayıp, dijital uygulamalardan faydalanarak geleneksel Çin resmi estetiğini yeniden yaratıyor. Çektiği fotoğraflara pagodalar, evler, kayıklar ve ağaçlar ekliyor ve özenle yaratılmış yeni manzaralar ortaya çıkartıyor.  
2008 BMW Paris Photo Ödülü sahibi Çinli sanatçı, çağdaş Çin fotoğrafını dünyaya tanıtan önemli sanatçılardan biri.  
Küratörlüğünü Engin Özendes’in yaptığı sergide yer alan 31 eserin 11’i 2010 yılında bu sergiye özel olarak yaratıldı.

7 Nisan 2011 Perşembe

Sergi: ‘‘NOKTA...’’

Bugün, ismini ilk defa kulüpten bir arkadaşım sayesinde duyduğum genç bir sanatçı olan Hale Yiğit'e ait bu sergiyi gezdik. 
Ağaçlara ve ağaç fotoğraflarına özel ilgim olduğu için hoşuma gitti. Ancak daha iyi bir seçki yapılabileceği kanısındayım. Zira yanyana birbirine benzer çok eser vardı.
Serginin başında sanatçının kendisi de durmakta. Biz de kısa ve hoş bir sohbet ettik. 
İlk başta komik bir şekilde arkadaşımın etkisiyle ben de fotoğrafları kopya sandım. Sanırım ikimiz de fotoğraf kağıtlarını daha farklı bir dokuda bekliyorduk. Daha sonra Hale ile konuştuğumuzdaysa gerçeği açıkladı.
Aslında kendisi de ipek kağıt kullanmak istemiş ancak artık büyük boyutlarda bulmak mümkün değil. Üretimi durmuş durumda.
Haliyle karanlık oda ve baskı üzerine konuşunca tekrar eskiye döndüğünü söyledi. Ancak bize tam bir dönüş gibi gelmedi. Çünkü digital ile çekip negatife basıyormuş. Bu arada da farklı filtreler kullanıp bu şekilde görüntüler elde ediyormuş. Bu şekilde deneysel çalışan insanları takdir ediyorum.
Fotoğraflara uzaktan baktığınızda bir bütün halindeler, yaklaştığınızda ise gittikçe büyüyen ve çoğalan noktaları farkediyorsunuz. Sergi de ismini buradan alıyor. Bu tarz ve bol grenli fotoğraflar resimsel geldiğinden ben seviyorum. 


Sergilendiği yeri bulmaksa çok kolay. Şişhane metrosunun İstiklal caddesi çıkışından çıktıktan sonra sağdaki binada: Taner Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde.
Basılmış halini görmekle bir olmasa da linkte fotoğrafları görebilirsiniz.


Sanatçının sergisi hakkındaki yazısı şöyle;

‘‘NOKTA ...’’ ya Dair
''Nokta …'' isimli fotoğraf sergimin serüveni yaklaşık 1.5 sene  önce iki arkadaşımla Kumbaracı Yokuşu'nda ortak kurduğumuz St.Art Atölye' nin karanlık odasında başladı. Bir süre klasik negatif filmlerimin banyosunu ve baskısını yaptım. Daha sonra bu süreç aşırı grenli, yakından karmaşık ancak, uzaktan bir bütünlük sağlayan fotoğraflar elde etme arzusuna dönüşünce bir çok denemeler yapmaya başladım. Uzun bir süre kendi yaptığım çeşitli kağıtlardan, çeşitli şekillerdeki filtrelerle baskılar aldım. Zamanla daha iyi sonuçlar almak için kendi negatiflerimi yapmaya başladım. Sonucunda yakından noktaların göründüğü ancak, uzaktan bakıldığında bütünlüğe sahip bir fotoğraf üslubu yakaladım. Siyah beyaz olarak başladığım bu serüven beni renkli negatif yapmaya ve karanlık odamda basmaya kadar sürükledi. Uzun ve meşakkatli bir dönem yine beni bekliyor.
01-14 Nisan tarihleri arasında izlenmeye açık olan sergime herkesi bekliyorum.
Sizlere siyah beyaz fotoğraflarımla iyi seyirler diliyorum.
Hale YİĞİT