fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2011 Salı

Bir fotoğrafı yeniden yaratmak I: "Lunch atop a Skyscraper"

Gerek fotoğrafta gerekse resimde (aslında sanatın hemen hemen her alanında) kimi zaman röprodüksiyon (~ Fr reproduction yeniden üretme, çoğaltma < Fr re+ production üretme → prodüksiyon )  adı altında kimi zamansa başarısız taklitler diyebileceğimiz simülasyonlarla karşılaşıyoruz.


Pek tabi yeniden üretimler sayesinde farklı işlerle karşılaşmak, bunları karşılaştırabilmek ve zaman içindeki değişimleri görmek iyi olabiliyor.
(Aslında burada simülasyon, simülakr, gerçek vs. üzerine çok uzun yazılır ancak kafamı toparlayamıyorum. Yazı ertelenmesin diye de bu haliyle yayınlayacağım, mazur görün. Belki ileride eklemeler yaparım. Bu konuları merak edenler için: Jean Baudrillard'ın Sanat Komplosu okunabilir.)


Bu taklitlerin bir başkasına da az önce rastladım.
Fotoğrafta bunun örnekleriyle sıkça karşılaşıyoruz.


Bahsedeceğim "Lunch atop a Skyscraper" (New York Construction Workers Lunching on a Crossbeam) ismindeki fotoğraf.
Charles Clyde Ebbets

Oldukça ünlü olan bu fotoğraf Charles Clyde Ebbets (1905–July 14, 1978) tarafından 29 Eylül 1932 tarihinde, yani Rockefeller Center'ın inşaatının son aylarında çekilmiş. İnşaatın 69.katında çekilen bu fotoğrafta bir kiriş üzerinde oturarak öğle yemeğini yiyen işçileri görüyoruz.
Bu fotoğraf ilk defa 2 Ekim 1932 tarihinde New York Herald Tribune gazetesinde yayınlanmış.
Bir ikon haline gelen bu fotoğrafın telif hakları Bettman Archive'e ait imiş ve çekildiği yıl yayımlanmasına rağmen 2003 yılına değin Charles C. Ebbets'ın ismi belirtilmemiş.
Kimi kaynaklarda fotoğrafçısı için 'bilinmiyor' yazıldığı gibi kimi kaynaklarda da farklı isimler yazılmış.

Özellikle de Ebbets'dan daha önce(1931'de) Empire State binasının inşaatını fotoğraflayan Lewis Hine ile karıştırılmış.
Hala google görsellerinde Lewis Hine ismini arattığınızda ilk karşınıza çıkan fotoğraf "Lunch atop a Skyscraper".


Gelgelelim konumuza. Bir haber sitesinde rastladığım yazı sonrasında bu fotoğraf hakkında araştırmaya başladım.
Sitedeki fotoğraf aşağıda.
Michael Crompton, 2011

İngiliz inşaat işçisi Michael Crompton (61) ve 11 arkadaşı tarafından bu kez Londra'da, neredeyse 80 yıl sonra yeniden canlandırıldı.
İnsanlar taklitlere, tekrardan canlandırmalara neden ihtiyaç duyarlar?
Bu gibi fotoğrafları tekrardan canlandırmanın altında yatan duygu nedir? Zaten bir başarı elde eden ve ikon haline gelmiş bir fotoğrafın simülasyonu ile ikinci bir tatmin yaşamak? Gölgesinde kalacağını bildiği halde canlandırmak? En azından haber olmak?
Yalnızca eğlence?



Bu olgu üzerine düşüneduralım ben fotoğrafı araştırırken karşılaştığım bir kaç ilginç videoyu paylaşayım.


fotoğrafın üç boyutlu canlandırması



kendilerince yazdıkları bir hikaye, komiklikler falan



Charles Clyde Ebbets'ın inşaat sırasında çektiği diğer fotoğraflar









Bir de lego hayranı bir fotoğrafçının işine rastladım.
Mike Stimpson, klasikleşmiş fotoğrafları lego ile yeniden canlandırıp fotoğraflıyor.
Ebbets'ın fotoğrafının canlandırması ise şöyle :)




Son olarak da Ebbets'ın kendisi. Fotoğrafçısı belli değil.
İnşaatta çalışırken:

Kaynaklar:

http://www.worldsfamousphotos.com/index.php/2008/01/21/lunch-atop-a-skyscraper-1932/
http://en.wikipedia.org/wiki/Lunch_atop_a_Skyscraper
biraz daha fazlası için: http://www.nieworld.com/special/floridaquest/quest2006/treasuretrove4.htm
http://www.popphoto.com/news/2008/08/photo-classics-lego-sign-guy
http://www.wired.com/culture/art/multimedia/2008/08/gallery_legophotog
http://www.ntvmsnbc.com/id/25287499/

3 Haziran 2011 Cuma

Bir şeyler üzerine


Görmek, göstermek
İzlemek, izlenmek
Bir seyir objesi olmak
Gözetlemek ve gözetlenmek

İçinde bir çok karmaşık anlamı içinde taşıyan gör-üntüler olan fotoğraflardan bahsederken bu fiillerin etkisinden bağımsız düşünmek mümkün değil.
Fotoğrafa baktığımızda oluşan ilk düşünceden sonra hemen akla gelir
fotoğraf nerede, nasıl, kim tarafından, ne şekilde ve neden çekilmiştir?
Fotoğrafı düşünmek.
Belki de kişiyi en acılı sürece sokmak.
Bazen yalnızca bakıp geçmek, geçebilmek istiyorum.
Görmek değil.

Yakında ilginç bir fotoğrafçı tanıtacağım.
Ama şimdi biraz dinlenmem gerek.
-
"Yeryüzünün estetiğinden nefret ediyorum"

26 Mayıs 2011 Perşembe

Yürüme isteği


İkidir uzun uzun yürüme isteği uyandırıyorsun içimde. 
Şimdi de bu ağaca doğru yürüsek ya seninle.
Altına yatsak uzansak
ve
rüya mı gerçek mi unutsak
ayırt edemesek
etmek de istemesek aslında
gökyüzü ve yapraklar karışsa

-bulanıklık iyidir
yoğundur
*Fotoğraf Kim Boske'ye aittir, 'mapping' adlı seriden.

19 Mayıs 2011 Perşembe

Atölye: Silva Bingaz ile Fotoğrafta Kişisel Bakış Oluşturma

Silva Bingaz ismini bu sene düzenlediğimiz fotoğraf günlerinde duyduğum başarılı bir fotoğrafçı (başarılı bir kadın fotoğrafçı değil, yalnızca başarılı bir fotoğrafçı).
2000'den beri fotoğrafla uğraşıyor. 
Kıyı, Beyan ve Japonya gibi fotoğraf serileri var. Bunlar internet sitesinden incelenebilir.


Dediğim gibi, Silva Bingaz'la tanışmam biraz geç oldu. İsmini duyalı yalnızca bir iki ay oldu. 
İşlerini inceledim. Ancak ne yalan söyleyeyim, bilgisayar ekranından baktığım fotoğraflar her zaman yeterli etkiyi bırakmıyor üzerimde.
Sanırım bunun biraz da web-tasarımla ilgisi var.  Tabii bir sergide basılı halini incelediğiniz fotoğrafla, laptop ekranından baktığınız fotoğrafların yarattıkları etkiler arasında dağlar kadar fark var.
Harcadığınız zaman, ortam, ruh hali... Hepsi değişiyor.
Her neyse, Silva fotoğraf günlerine ilk geldiğinde fotoğrafları perdeye yansıtılmış halde gördüğümde daha çok etkilendim. Daha iyi odaklanıp, daha iyi bir büyüklük ve çözünürlükte görmek büyük etken.                                   
Özellikle Beyan projesini çok beğendim. 
Japonya projesine ait, internette ve başka bir yerde bulunmayan fotoğrafları da görebilmek güzel bir ayrıcalıktı.


Gelgelelim atölyeye. Bugün atölyenin ikinci günü. Ben de tembellik yapmadan, sıcağı sıcağına izlenimlerimi yazmak istedim.
Bugünün benim için bir önemi var. Aslında bir milat bile olabilir. Çünkü ilk defa pek çok kişiye fotoğraflarımı gösterdim. Vivian Maier ile ilgili yazımı tamamlayıp yazdım mı, hatırlayamıyorum. Ancak onun fotoğraflarını sergilemeyişini pek çok kişi hayretle karşılarken, bu bana çok normal gelmişti.
Çünkü ben de sergilemiyordum. Genellikle yalnızca çekmem, çekip bir yere koymam. Yalnızca çekilmiş olması, bulunması yetiyordu.
O bende değildi, dışıma çıkmıştı artık. Benden çıkmıştı. Başka nedenleri de vardı. Sürekli değişen, eklenen ve eksilen nedenler.


Atölyeye geri dönelim.
Silva dün bir ödev verdi: OTOPORTRE.
Benim içinse otoMORTre oldu. Adeta 'mort'ladım çünkü. Kendimi anlatmak/yansıtmak bir kenara, tam zıttı bir karakter gibiydim gösterdiğim iki fotoğrafta da. Silik, belli belirsiz, korkak, yarım.
Son zamanlarda 'insan' fotoğrafımdan hepten çıkmışken (Bu uzun ve başka bir konu, bir başka yazıya), bir de kendimi çekmek ne kadar korkunçtu öyle.
Haliyle kısa ve net "olmamış" yorumunu aldım. Şaşırmadım, olmamıştı.
Asıl milat olansa bir süredir çektiğim bir projemi göstermiş olmam. Bir de yeni başladığım, kendi kendiliğine oluşan bir projeyi...


**
Çekme konusunda da tembelim (ya da tembeldim. Biraz sıkıştırılmak iyi geldi, bir kaç gündür çekiyorum en azından. Umarım ki devam eder). Bu nedenle düşündüklerim de hep yarım kalmakta. Beğensem bile sergileme ihtiyacı duymamaktayım çoğu zaman. Sorun biraz mükemmelliyetçilik kaynaklı olabilir.
Silva fotoğraflarıma baktıktan sonra bir tarzım olduğunu ve yaptığım seçkinin kendi içinde bir bütünlüğü olduğunu söyledi. Çok büyütmüyorum ancak bu benim için önemliydi. Bir tarzım olduğunu duymak falan. Ben farkında değildim açıkçası o tarzın. Fotoğrafımda benim farketmediklerimi gösterdi bana. Bu nedenle minnetarım. Bir de Jeff Wall'a benzetti, haydin hayırlısı diyoruz.


Atölye dört gün sürecek. Önümüzde iki gün daha var. Bu süre içinde yoğun olarak fotoğraf çekmemizi ve getirmemizi istedi. Bakalım. Fotoğrafla ilgili ödevlere kısmen daha sadığım.
Haftaya beş gün beş finalim var. Umarım derslere de yeterince sadık kalırım.


*Sağ üst köşedeki fotoğraf Silva Bingaz'a ait bir otoportre, kıyı serisinden.
**Silva Bingaz'ın Beyan serisinden bir fotoğraf. Beyan'ın çocuklarından biri.

3 Mayıs 2011 Salı

Michael Schlegel

Michael Schlegel yeni keşfettiğim bir fotoğrafçı. Hakkında pek bir bilgiye sahip değilim. 1987, Almanya doğumlu bir fotoğrafçı ve artık takip edilecekler listemde.
Portfolyosunu incelemekte fayda var.
Aşağıda Iceland II adlı serisinden birkaç fotoğraf paylaşıyorum.




1 Mayıs 2011 Pazar

Bugün, dün - yarın.


Bugün böyleyim.
Aslında çoğu zaman böyle gibiyim.



*Fotoğraf Aykan Özener'e aittir. 'Sis' adlı seriden.

26 Nisan 2011 Salı

içimde deniz olsan


Ocean Wave 2, Long Island, New York, 2007 

Photo © Paul Bobko

Yazı yazasım da gelmiyor 
bazen
susmak daha iyi.

20 Nisan 2011 Çarşamba

sıcak - soğuk

Self Portrait as a solitary trekker, 1985 
Paper size  : 45x61cm. (18x24")
Image size : 24x56cm. (9x22")
archival pigment ink on cotton rag paperedition of 10 + 1 AP



Saat 2'yi geçiyor. Cumartesi gecesinden beri 4'ten erken yatmıyorum.
Yatıyorum ya, uyku tutmuyor. Kalkıyorum. Oturuyorum. Dolanıyorum. Birşeyler okuyorum.
Sonra kitabın en tatlı yerinde göz kapaklarım ağırlaşıyor. Dalıyorum bir süre. Sonra uyanıp okumaya devam ediyorum. Yine uykum gelirse bilgisayarı açıyorum, o da uykumu açıyor.


Bu fotoğrafı bugün, bu saatte, ilk defa görüyorum.
Fotoğraf Nuri Bilge Ceylan'a ait. Ne kadar şiirsel, duygu yüklü. Bir yandan japon mangalarını andırıyor bana.
1985 yılına aitmiş.
Ne kadar boş, bir o kadar da dolu bir fotoğraf.
Kadrajın tam ortasındaki adam biraz rahatsız ediyor beni. 
Sanki iliştirilmiş oraya. Takılıp kalmış, gidemiyor gibi.
Yolun ortasındayken, bir anda farketmiş gibi
-yalnızlığını.
Ben olsam durmam, giderim.

Herşey içiçe sanki.

Arayış, doğa, yol, yolculuk, kayıp.
Huzurlu, sonsuz bir yalnızlık.

14 Nisan 2011 Perşembe

Kitap: Fotoğraf Sanatı / Edouard Boubat

Burada okuduğum/incelediğim kitaplarla da ilgili kısa da olsa görüş ve düşüncelerimi paylaşacağım.


Yukarıda resmini gördüğünüz kitabı kütüphanede fotoğraf rafına bakınırken buldum. Genelde fotoğrafla ilgili okuduklarım fotoğraf teorisiyle ilgili oluyor.
Teknikle ilgili bir kitap hiç okumamıştım. Aynı şekilde dergilerde de bu bölümleri takip etmek hiç ilgimi çekmiyordu. Ancak bu durum değişiyor gibi.
Özellikle de elime bu kitap geçtikten sonra...


Kitapta fotoğrafın temel ilkeleri, makine seçimi ve işleyişi, film seçimi, çekim, banyo vb. konular kısa ve öz bir şekilde açıklanıyor. Teknikle ilgili okumak beni sıkarken, bu kitaptaki gösterimler ve sade anlatım sayesinde hiç sıkılmadan okudum kitabı.
Yazının yanında, Edouard Boubat kendi eserlerinden örneklerin de bulunduğu yalın, fotoğrafla ilgilenmeye yeni başlayanlar veya teknik anlamda eksikleri olduğunu düşünenler için oldukça faydalı bir kitap.


Kitabın başındaki Edouard Boubat'ya ait bu fotoğraf bana çok huzur veriyor.

12 Nisan 2011 Salı

Boşluk

Untitled #5, Lake Forest, Louisville, Kentucky, 2005 — from the series Exurbia
Photo © Ryan Boatright

bu basit fotoğrafı neden bu kadar sevdim?
sade ve sıradan oluşundan belki de. 
karşılaşılması olası bir görüntü. tanıdık.
bununla birlikte altının nasıl dolduracağı tamamen bana kalmış,
benim hayal gücüme. benim dünyam olacak orası. 
istediğimi koyarım.
zaman yok, mevsim yok. 
fıskiye altında koşan bir çocuk, yaşlı bir çift, çiçekleriyle uğraşan bir kadın, ortalığa bırakılmış bebek arabası, hırsız, çimenlere sırt üstü uzanmış gözlerini kapatıp gökyüzünü hayal eden biri, yangın, yalnızlık, sevişenler, kavga edenler. 

çok hoş bir kadraj değil mi...